Zanzibar (Zenci) Adası

Kuzey Tanzanya’da muhteşem, anılarla dolu geçen 4 günümün ardından Tanzanya’da ki son durağım Zanzibar Adası oldu.
Hint Okyanusu’nda, geçmişte baharat ve köle ticaretinin merkezi olmuş, Tanzanya’ya bağlı özerk bir ada devlet olan Zanzibar’ın adı “Zenci Adası” demek olan Zengibar’dan geliyor.

02.04.2014 Sabahı; Tanzanya Moshi şehrinde kaldığım “Bristol Cottages Kilimanjaro” otelinden ayrılarak, Kilimanjaro Havalimanı’na doğru yol aldık. Zanzibar Adası seferini yapacak olan Precision Havayolları’nın PW 0421 sefer sayılı pırpır uçakla 80 dakikalık kısa bir uçuşla, Zanzibar Adası’na ulaştım.

Zanzibar Adası’nın Uluslararası Havalimanı, şimdiye kadar gördüğüm en ufak havalimanlarından bir tanesi oldu.

Havalimanında bir yarım saatlik beklemenin ardından, beni “Zanzibar Unique” acentasının bir görevlisi almaya geldi. Acentanın görevlisiyle birlikte, adadaki ilk 2 gecemi geçireceğim adanın doğu kıyılarında bulunan Pongwe Sahilleri manzaralı Pongwe Beach Oteli‘ne ulaştık.
Oteldeki giriş işlemlerimin ardından, otelin geri çekilen Hint Okyanusu sahillerinden, yürüme mesafesindeki Rock balıkçı ada restoranına doğru yürüdüm. Balıkçı restoranına dönüştürülmüş şirin adacığa ulaştığımda manzara şahaneydi.

Zanzibar Adası’nın Hint Okyanusu kıyılarında, günde 2 defa gelgit (med cezir) olayı yaşanıyor. Metrelerce geri çekilen okyanus suları, gün batımına doğru tekrar geri geliyor. Sular çekildikten sonraki kartpostallara layık, sahilin göz kamaştıran manzarası görülmeye değerdi.

Artık yavaş yavaş hava kararmaya başlamıştı, okyanus sularıda yavaş yavaş otel odama doğru yaklaşıyordu. Kaldığım otelin konumuyla ilgili biraz bilgi verecek olursam; Zanzibar Adası’nın Hint Okyanusu kıyılarındaki, hindistan cevizleriyle dolu Pongwe sahilleri şeridine, ikişerlik yan yana dizilmiş otantik odalardan oluşan bir otel.

Burada sanki Masai Kabilesi üyeleriyle iç içeydim. Sahilde yaptığım yürüyüşte can kurtaranlar, otelin restoranındaki garsonlar, otelin güvenlik personelleri ve daha adını sayamadığım bütün görevlileri hepsi cana yakın Masai kıyafeti giymiş personellerden oluşuyorlardı.

Odamdaki okyanus dalgalarının sesiyle geçirdiğim ilk gecemin ardından, otelin resepsiyonundan çağırttığım özel bir taksiyle Jozani Ormanı‘na doğru yol aldık. Yol boyunca karşılaştığım manzaralar çok etkileyiyciydi. Çocuklar kullandıkları hörgüçlü öküzlerin çektiği arabalardan bana el sallıyorlardı. Bir ara şoförümden rica ederek yol kenarında durduk. O anı birebir yaşamak istedim ve öküz arabasını kullanan çocukların yanına geçerek onlara eşlik ettim.

Nihayet Zanzibar Adası’nın görülmesi gereken en önemli yerlerinden biri olan Ulusal Jozani Parkı‘na ulaştık.

Bu parkın ormanında, sadece Zanzibar Adası’nda bulunan kızıl maymunları görebilecektim. Daldan dala atlayan maymunlar çok insancıllardı, etrafımda onlarca maymun vardı, onları dokunmak ve aynı karede olmak mümkündü. Rehberim eşliğinde Jozani Ormanı’nına dolaşmaya devam ettik.

Ormanda yaşadığım, unutamayacağım anılarımdan bir tanesi ise Jozani Ormanı’nı gezerken karşılaştığım, okul gezisinde bulunan öğrencilerin benimle hatıra fotoğrafı çekilmek için sıraya girmeleri oldu.

Daha sonra yürüyerek, ormanda suların yükselip alçaldığı bölgeye ulaştık. Su üzerinde yetişen mangrove ağaçların, suların çekilmesinden sonra ortaya çıkan kökleri görülmeye değerdi.

Yarım günlük Jozani Ormanı gezimden sonra, buraya geldiğim aynı taksiyle otelime doğru yola koyulduk. Geri dönüş yolunda, anayoldan topraklı yola çıkınca, taksiyi şoförümden rica ederek devraldım.

Zanzibar Adası’nın O muhteşem otantik manzarası eşliğinde direksiyona geçip, teyipte çalan “HAKUNA MATATA” şarkısıyla yol almak ve yol boyunca camdan Zanzibarlı çiftçilere ve çocuklara el sallamak unutamayacağım anılarımdan bir tanesi daha oldu.
O gün, öğlenden sonrasını ise otelimde geçirdim. Otel odamın Hint Okyanusu’na açılan kapısından, kendimi o sıcak okyanus sularına bırakarak yüzmek bir harikaydı.

Akşam üstü ise okyanus suları geri gelince, bir gün önce sahil kenarından yürüyerek kolayca ulaştığım suyu çekilmiş Rock balıkçı ada restoranına, bu sefer dört bir tarafını sular çevirdiği için, bir Masai görevlisi eşliğinde, otelden dışarı çıkarak ormanın içinden dolanarak Rock balıkçı adasına ulaştık.

Aynı adaydı ama fotoğraf karelerime iki farklı manzara yansımıştı. Hava kararmak üzereyken bu anı görüntüleyerek oradan tekrar otelime doğru yol aldık. Yürürken evlerinin önünde oynayan Zanzibarlı miniklerle karşılaştım. Sırt çantamda hiç yanımdan eksik etmediğim şekerlerden o miniklere ikram ederek ve onları görüntüleyerek otelime ulaştım.

Zanzibar Adası’nın doğu sahillerinde geçirdirdiğim ilk 2 günün ardından, artık istikametim adanın batı sahillerinden STONE TOWN bölgesiydi.
Ertesi gün Zanzibar Unique acentasından bir başka görevli beni almaya geldi.
İstikametim Zanzibar’ın batı kıyısındaki taş şehir STONE TOWN‘du, dolambaçlı sokakları boyunca yer alan eski saraylar ve Arap malikaneleriyle ünlü baharat kokulu bir liman şehri.
Adada son 2 gecemi geçireceğim, Stone Town bölgesindeki Tembo House Otel‘e giriş işlemlerimin ardından odama yerleştim. Otelim Freddie Mercury’nin evinin karşısında çok merkezi bir yerdeydi, böylece ulaşımda sorun olmayacaktı.

Otele yerleşir yerleşmez, otelin önündeki anlaştığım taksi şoföründen beni seyahat listeme önceden aldığım Zanzibar Parkı‘na götürmesini istedim.

Parkın girişinde beni hindistan cevizi ağaçları karşıladı. Sonrasında 200 yaşına merdiven dayamış parkın dev kaplumbağalarını gözlemledim, onlarla birlikte selfie (özçekim) çekildim ve kaplumbağaları kendi ellerimle besledim.

Her yerde olduğu gibi bu parktada okul gezisine gelmiş minik öğrencilerle karşılaştım, bu miniklerede balon ve kalemler dağıtarak sevindirdim.

Zanzibar’da ki bu Park’ta, başta vahşi karakulak kedilerini, timsahları, çeşit türden maymunları, çeşit çeşit kanatlı hayvanları gözlemleyerek fotoğraf karelerini aldım.

Merkezdeki ilk günümün geri kalan zamanınıda, Stone Town bölgesinin dar, dolambaçlı her yeri sahil yoluna çıkan sokaklarında gezerek ve alışveriş yaparak geçirdim.

Aynı gün akşam hava karardıktan sonra Stone Town bölgesinin ünlü Forodhani Meydanı‘nı gezdim. Bu meydanda her akşam pazar yeri kurluyor ve bu pazarın en önemli tezgahlarından biride hiç kuşkusuz şeker kamışı tezgahları. Bende bu şeker kamışı tezgahlarından birinde kendi ellerimle sıktığım şeker kamışını afiyetle yudumladım.

Sonrasında ise Zanzibar’da zengin tarihin izlerini barındıran ve farklı kültürlerin ahengini tüm çarpıcılığı ile ortaya koyan Stone Town’da bulunan beş yüzden fazla farklı işlemeli tahta kapıların adım adım, fotoğraflarını çekerek otelime geri döndüm.

Çünkü ertesi sabah çok erkenden yollara düşecektim. Sabah 05:00’te daha önceden satın aldığım yunus ve şnorkel turu için beni otelimden alacaklardı.
Ertesi sabah taksiyle otelimden erkenden ayrıldım, istikametimiz kaldığım Stone Town bölgesine bir saatlik mesafedeki, adanın güney ucunda bulunan KizimkaziSahilleri’ydi.
Hint Okyanusu’nda mesken tutan yunuslarla yüzmek ve şnorkel yapmak için sabahın erken saatlerinde Kizimkazi Sahilleri’ne ulaştık.

Sahil kenarındaki tezgahtan şnorkel malzemelerimi teslim alarak, tekne kaptanımla birlikte Hint Okyanusu’nun derin sularında açıldık. Hint Okyanusu’nda doğan güneşin o muhteşem manzarasını, okyanusun sularında sürüler halinde yüzen yunuslar eşliğinde izlemek muhteşemdi.

Tur sonrası kıyıda şirketin ikramı kahvaltılarımızı yaparak Kizimkazi Sahilleri’nden merkez Stone Town’a doğru hareket ettik.
Şoförüm dönüş yolunda yola fırlayan bir çocuğa çarptı, sabahın erken saatleri olduğundan olsa gerek şoförümde süratlı gidiyordu. Allah’tan çocuğa birşey olmadı, ama baygınlık geçirmişti, kendinde değildi ve başı kanıyordu. Onu hemen taksimize alıp son sürat hastaneye yetiştiriyoruz sanıyordum ama meğerki Tanzanya kanunlarına göre önce polisden rapor alınması gerekiyormuş. O çocuğu o halde 20 dakika boyunca en yakın polis karakoluna yetiştirdik. Kaza yaptığımız yolda çocuğun babası ile bir kişiyi daha arabamıza almıştık, çocuk onların kucağındaydı ve yol boyunca çocuğu ayık tutmaya çalışıyorlardı.
Nihayet karakola ulaşmıştık, orada çocuğun babasına bir formül doldurttular. Taksi şoförünün bilgilerinide alıp bize hastaneye gidebilmemiz için bir kağıt verdiler.
Sonrasında Stone Town bölgesinde bir hastaneye vardık, ben takside beklerken şoförümle çocuğun yakınları hastaneye girdiler. Yarım saat kadar takside bekledikten sonra şoförüm gelerek beni otelime bıraktı. Sonradan öğrendimki çocuğun durumu iyiymiş.
Bu can sıkıcı olaydan sonra otelimin avlusunda, Zanzibar’da ki son gün batımını gözlemledim. Sonrasında odamda istirahata çekilerek, geri dönüş için bavulumu hazırladım.

Artık bir seyahatimin sonuna daha gelmiştim, dönüş uçuşum akşamdı. O yüzden son günüde iyi değerlendirmek için, otel çıkış işlemlerim öncesi, önceden gezilip ve görülecekler listesine aldığım ziyaretimi Anglikan Katedrali’ne yaptım. Bir zamanlar köle pazarı olarak kullanılan yerde inşa edilen katedralin bahçesinde köle ticaretinin anısına bir anıt ve yine o günlerin hatırlatıldığı küçük bir müze yapılmış.

Müzenin içinde esirlerin zincirlendiği o bölümdeki odaları gezerek o günkü yaşananları tanıklık ettim.

Sonrasında otelime dönerek beni havalimanına bırakacak acentamın görevlisini beklemeye başladım.
Zanzibar Unique görevlisi gelerek beni kaldığım Tembo House Oteli’nden alarakZanzibar’ın Uluslararası Havalimanı‘na bıraktı.

Çok uzun bir yolculuk beni bekliyordu. İlk olarak Zanzibar’dan, Kenya’nın başkenti Nairobi’ye, Nairobi’den de aktarma ile Amsterdam’a uçacaktım.
Havalimanın bekleme salonunda beklerken, Zanzibar’dan Nairobi’ye olan uçuşumun 2 saat gibi rötar yaptığını anons ettiler, çünkü bizi Nairobi’ye götürecek olan uçak 2 saat rötarlı olarak Nairobi’den havalanacakmış.
Bu durumda Nairobi – Amsterdam uçuşumu yetişmem mümkün değildi. Görevliler beni hemen Darüsselam uçağına yönlendirdiler. Çünkü Darüsselam’dan Amsterdam’a o an uçuş varmış ve o uçakta boş koltuklar bulunuyormuş.
Hemen Zanzibar’dan ışıklarını gördüğüm Darüsselam’a uçtum. Bu uçuş şimdiye kadar yaptığım en kısa uçak yolculuğu oldu. 15 Dakika gibi bir süre içinde Darüsselam’a uçtuk.

Darüsselam’da ki gümrük işlemlerimden sonra, Hollanda Hava Yolları (KLM)’na ait uçakla Amsterdam’a ulaşarak, bir seyahatimide güzel anılarla sonlandırmış oldum.

Mehmet Han

instagram: @wwwmehmethancom

Mehmet Han

Mehmet Han

İnstagram: @wwwmehmethancom

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir