Yemyeşil şehir-devlet: Singapur

Merhabalar! Güneydoğu Asya’nın en gelişmiş şehir-ülkelerinden biri olan Singapur’dan bahsedeceğim bu yazıda. Ben kendilerini pek seviyorum, hatta özlüyorum bile, yeniden gitmek istiyorum. Sıcağı ve pahalılığı yorsa da, görülmeye değer:)

Şimdi genel bilgilerle başlayalım bakalım!

SİNGAPUR NERESİ VE NASIL BİR YER?

Singapur Güneydoğu Asya’da, Malezya’nın güneyinde bulunan bir şehir devlet. Tam bir ufacık tefecik, içi dolu turşucuk denilebilecek bir yer. Küçük ama neler başarabildiklerine baksanız şaşırırsınız. Gökdelenlerden, iş merkezlerinden oluşan merkezi, kocaman bahçe içinde evler, devasa ağaçlardan oluşan caddeleri ile epey sevilesi bir yer bence.

Bir de pek sıcak! Bir Antalyalı olarak alışkınım ben sıcağa,  neme ama orası ayrı bir neme sahip. Zaten tropikal iklim. Soğuk zamanı yok bizdeki gibi. Bir de genelde havası kapalı. Hani olur ya çok sıcak bir zaman, tam yağmur yağmadan önce; insanın sinirleri gerilir yapış yapış olmaktan. Singapur işte öyle bir havaya sahip. Uçakla iniş yaparken her tarafta inşaat olduğu dikkatimi çekti. Doktora sebebiyle bir süredir orada yaşayan ablama sorduğumda  hava çok nemli ve sıcak olduğu için, binaların kolay çürüyüp eskidiğini, o yüzden sürekli yenileme yapıldığını söyledi. Zaten çooook eski, tarihi bir bina yok bu yüzden Singapur’da. Her yerde yol, bina çalışması görmek mümkün.

5 milyon civarı yerleşik nüfusu var ve çoğunu Çinliler oluşturuyor. Çinlileri ise Malaylar, Hintliler ve diğer azınlıklar izliyor. Singapur’da genelde maddi durumu iyi olan kesim Avustralyalılar ya da İngilizler. Sokaklarda sık sık sarışın bir çocuğun elinden tutan çekik gözlü birini görebilirsiniz. Aslında çekik gözlü görünce hemen bakıcı demek çok yanlış ama orada öyle durum çoğunlukla.

İngiliz sömürgesi olduğu için trafik soldan akıyor, anadil de İngilizce ve Tamil dili. Milli dil de Malayca olarak geçiyormuş.

Singapur refah düzeyi gelişmiş bir ülke. Sosyal ve kültürel açıdan,  maddi açıdan, politik açıdan… Çok pahalı bir ülke ama ona göre de kazanıyorlar. Araba fiyatları da düşünülenin aksine ucuz değil. Araba alabilmek için (Seat, Honda, Mercedes) 90 bin dolar ön fiyat ödemesi yapmak gerekiyor. Arabanın markası ne olursa olsun fiyat belli. Üstüne bir de arabanın fiyatı ekleniyor. 5 yıl sonra da devlet arabayı alıyormuş ve yenisini almaları için destek sağlıyormuş. Çünkü arabaların eskiyip havayı kirletmesini engellemek istiyorlar. Bunca masrafına rağmen yollar lüks ve yepyeni arabalarla dolu.

Lüks arabaları bırakıp yasaklar ülkesine dönelim. Singapur’un ayrıca ilginç yasakları da var:

-Ülkeye sakız sokmak, sakız çiğnemek. (Sebebi de sıcak bir ülke olduğu için sakızların yerlere yapışması, kirliliğe yol açması ki bence çok mantıklı!)

-Durian meyvesi ile toplu taşıma araçlarını kullanmak. (Birkaç kere yapasım gelmedi değil ama kurallar kesin. Kokusu çok yoğun olduğu için yasak )

-Ev çevresinde çıplak yürümek (Pornografi de yasak olduğu için, bunu aynı kategoriye alıyorlar)

-Tükürmek (ilginç değil aslında ve harika bir yasak bence!)

Daha yasak çok ama buraya sığdırmak zor.

SİNGAPUR’DA NELER YAPILIR?

-Farklı dünya mutfakları denenir! Kore, Japon, Hint şeklinde birçok seçenek var.  Hint Mahallesi’nde mutlaka yemek yiyin diye buraya bir de belirteyim. Hint mutfağı bol soslu yemekleriyle bence mükemmel bir ziyafet sunuyor, ben sevmem etmem demeyin, seversiniz! Sevmeye çalışın yani arkadaşım:) Sankranti de Hint Mahallesi’nde bizim gittiğimiz restoranın adı, tavsiye edilir.

Resim: 2.bp.blogspot

Bol ıspanak sosunda peynirlerle yapılan Palak Paneer, Chicken Tikka Masala (muskat, kişniş, biber, zencefil ve daha birçok sos karıştırılıp içine tavuk parçaları atılarak yapılan yemek),  yanında da tereyağlı roti (yemeklerin yanında hep yedikleri dürüm benzeri ekmek) yedim gittiğim tüm Hint restoranlarında. Burada da aynısını bulabilirsiniz.

-Universal Studios’a gidilir! Bu yapılmazsa olmaz. Çocuk, genç, yaşlı; herkes gitmeli, tabii kalbi falan olanlar bazı şeylere binemez orası ayrı.  Birçok hız treni (gözlerimi kapattığım için nasıldı göremedim etrafı,  bir de akşamına ses tellerim gitmişti) var, aynı zamanda gösteriler, New York, Hollywood temalı caddeler… Tüm günü keyifle geçirmek için birebir. Sentosa Adası’nda burası. Giriş şu an güncel olarak 76 Singapur Doları. Bu normal fiyatı, bir de Express olanı var ki o da ekstra olarak yaklaşık 50 Dolar. Benim tavsiyem Express almak. Birçok kuyruğu beklemeden, Express girişinden girince vakitten kazanıyorsunuz. Aşağıda da bu güzel yerden birkaç fotoğraf görebilirsiniz.

Universal Studios simgesi olan Dünya Haritası ile poz vermezsek gitmiş sayılmayız!
New York Halk Kütüphanesi önünde bir garip duruş.

 

Arkamızda Hollywood-Los Angeles!

 

Bu adam gibi birçok farklı karakter dolanıyor etrafta.

Bütün gün güneşli ve açık olan hava biz oradan çıktığımızda, akşamüstü sularında böyle oldu. Singapur’da da böyle ani hava değişimleri olabiliyor. Yoğun nem, kapkara bulutlar ve şiddetli yağmur. Şemsiye bulundurmak güzel bir fikir olabilir.

-Garden By the Bay ziyareti de yapılacak diğer şeyler arasında. Yemyeşil, kocaman bir alan. Çöl, Akdeniz, Tropik, Kuzey iklimlerine uygun bitkilerin yer aldığı ayrı ayrı bahçeler var. İçerisi hep klimalı, bayağı soğuk. Buraya giderken yanınıza mutlaka ceket ya da şal alın, yoksa bizim gibi titremekten odaklanamazsınız.

Giriş 28 Dolar şu an güncel olarak. Bayağı pahalı gelebilir ama değer:) Ben başta fiyatı görünce bir düşünmedim değil, değer mi diye ama kesinlikle değiyor!

Rengârenk çiçeklerden oluşan alanı epey çekici. 2015 Guiness Rekorlar Listesine en büyük cam sera olarak girmiş burası. Akdeniz ve yarı kurak iklim bitkileri görülebilir. Renklerin çokluğuna bayılacaksınız! Flower Dome bölümünü sakın es geçmeyin!

Flower Dome

İçeride insan yapımı devasa iç mekân şelalesi de bulunuyor. Adı da ‘Cloud Forest’, yani ‘Bulut Ormanı’ olarak geçiyor. Sanki uzaya çıkıyormuş hissi veren spiral şeklinde, kıvrılarak yukarı doğru tırmanılan bir yürüyüş yolu var. Aralarda mağaralar, farklı bitki türleri (az bulunanlar da dâhil!) yine görülebiliyor.

Çöl Bitkileri Bölümü. Buranın havası da garip bir kuruluk içeriyordu.

Artık meşhur havuzlu otel dışında Singapur’un simgeleri olmaya aday yapay Supertrees de dikkat çekici bir nokta tabii. Bu ağaçlara çıkılabiliyor ve park yukarıdan izlenebiliyor ama biz çıkmayıp önünde fotoğraf çekinmeyi tercih ettik.

Bahçe içinde Dünya’nın birçok yerinden heykeller de bulunuyor. Yollarda gezerken görülebilir, aralara serpiştirilmiş.

Bu güzel bahçenin içinde şık kafe ve restoranlar da var. Biz bir tanesinde oturup camlardan giren güneş ışığıyla ve sıcacık koyu kahveyle ısınmaya çalıştık ama yine de pek işe yaramadı!

-Tapınakları ziyaret etmek de mutlaka listede olmalı. Çok fazla tapınak var Singapur’da. Kardeşimle birkaç tanesine gittik, birine girdik ve o sırada dua okuyorlardı Budistler. Çok garip bir ortamda. Biraz ürpertici ilahi gibi bir şey okuyorlardı ve ağızları çok hızlı hareket ediyordu, sanki transa geçmiş gibilerdi. Fotoğraf çekinirken biri bir şey diyecek diye kasıldım. Bu tapınaklara açık omuzlar ve kısa şort, elbise ile girilemiyor. Çoğunda girişte şal bulunuyor, omuzlarınıza örtebiliyorsunuz.

-Marina Bay Sands Singapur kartpostallarının vazgeçilmesi, en azından ben öyle gördüm. Karşısındaki bir otele gidip karşıdan fotoğraf çekme fırsatı elde ettik. Bakın nasıl da güzel görünüyor otelden manzara! Marina Bay Sands’in önündeki iki benzer yapı Durian’a benzetilmiş. Yani Singapur’un ünlü meyvelerinden birine. Düşünsenize, Antalya’da da portakal şeklinde bina yapıyorlar! Ya da Alanya’da muz şekli, hehe:)

-Singapur yeşile doymalık tam! Bu bina da ne güzel, değil mi? Şehrin yüzölçümü küçük olduğu için yeşillikleri artık binalara yaymışlar, ellerinden gelen her fırsatı değerlendiriyorlar yani. Bizlerdeki betonarme yapılardan sonra burası nefes almak için çok iyi bir yer!

-Singapore Botanic Garden. Koooocaman  ve yine yemyeşil bir park. Koşu yapanlar, köpeklerini gezdirenler, piknik yapanlar… Parkın ortasında bir gösteri alanı da vardı, burada sık sık etkinlikler, konserler düzenleniyormuş. Biz de oraya bakan bir alanda oturup piknik yaptık, çimlerin üzerinde gezindik, bütün elektriğimizi attık. Burası kulaklığı takıp, müzik dinleyerek, hayal kurarak spor yapmaya çok uygun bir yer. Singapur’da en büyüğü ve ünlüsü bu olsa da başka büyük parklar da var,  vakit çok olursa her biri görülmeli.

-Clarke Quay. İstanbul’un İstiklal Caddesi, Kadıköy’ü; Antalya’nın Işıklar, Kaleiçi’si, İzmir’in Kıbrıs Şehitleri, Alsancak’ı… Yani gece hayatı ve eğlence için en çok tercih edilen yerlerden biri. Birçok bar, restoran, club bulunuyor. Ortadan akan suyun etrafındaki merdivenlere oturup gitar ve çene çalabilir, ışıkların hareketini izleyerek keyif çatabilirsiniz. O akşam orada oturup bira içerken grup ile, kalabalık Afgan, İtalyan, Hollandalı grupla tanıştık. Bu arada müthiş atraksiyonlar da bulunuyor burada. Biri de GMAX. Sizi küçük bir tüp görünümlü alanın içine oturtuyorlar ve gergin lastiklerle bir anda bırakıyorlar. Saatte bilmem kaç (şimdi ne atayım bilemedim ama bayağı hızlı işte!) km hızla yukarı fırlatıyor ve aynı hızla aşağı iniyor. Ben korktuğum için binemedim ama bizim grup bindi, bana da aşağıda eşyalarını tutarak izlemek kaldı:)

-Orchard Street Singapur’un meşhur alışveriş caddesi. Renkli,  ışıl ışıl bir sokak. Birçok mağaza var. Pahalıdan ucuza her şey bulunabilir. Mesela biz bodruma iner gibi yolun ortasında bir merdivenden aşağı indik. Binanın zemin katını (metro istasyonlarının altı gibi) alışveriş alanı yapmışlar. Oradan ucuz fiyatlara çanta, magnet vs. aldık. Burada sadece ışıltılı sokakta bir ileri bir geri yürümek bile canlı hissetmeye yardımcı oluyor. Mühim olan alışveriş değil, izlemek!

-Ve gelelim çok sevdiğim diğer bir yere: Singapore Science Centre. Tamamen bilimsel ürünlerin, deneylerin, materyallerin sergilendiği bir müze. Okul gezisi ile gelmiş birçok grup da vardı. Çok fazla çocuk vardı ve ileride çocuğum büyüyüp anlayacak yaşa geldiğinde onu mutlaka buraya getirmek isterim. Bilime değer verdiğini bu müze ile göstermiş Singapur. Eğlenceli, komik aletleri de var. Ben çok fazla fotoğraf çekmedim, çünkü o an aletlere odaklanmıştım. Bu göz yanılması oluşturan bir materyal, kolu sanki kırılmış gibi gösteriyor. Bunun gibi ilginç çok şey var, gidip görmek lazım. Giriş ücreti çok fazla değil ve gördüğünüz üzere Singapur çocuklu aileler için de çok fazla fırsat sunuyor.

Benim Singapur deneyimlerim şimdilik bu kadar. Elbet aralarda anlatmayı kaçırdığım noktalar vardır ama görünce o arayaı siz kapatırsınız:) Havayolları Kasım-Mart arasında o taraflara indirimli bilet kampanyaları düzenliyorlar, eğer takip ederseniz elbet bir tanesini yakalarsınız. Hem de vize derdi yok! Bence şimdiden araştırmaya başlayın. E o zaman görüşmek üzere! Adios!

 

Yemyeşil şehir-devlet: Singapur” için bir yorum

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir