Sonbahar-Kış aylarındaki en doğru rotalar!

@duygugeziyorr 

Malum sıcaklar yerini soğuk havalara bıraktı. Deniz ,kum, güneş üçlüsünün tadı damağımızda kaldı. Ama ben her yaşın olduğu gibi her mevsiminde ayrı bir güzelliği olduğu görüşündeyim. Sonbaharda dökülen yapraklar, hafifçe esen rüzgar ve ara ara yağan yağmurlar.. Siz siz olun her mevsimi doyasıya yaşayın. Kim bilir seneye belki aynı ruh halinde olmayız. Sizcede keyif yapmaya değmez mi?

 

Modanın gerçek başkenti MİLANO

İlk olarak sonbahar-kış aylarının en çok yakıştığı şehir Milano’dan bahsetmek isterim. Moda’nın kalbi, pizzanın başkenti, en gözde partilerin adresi diyenler var. Ama bana göre Milano hepsi içerisinde barındıran bir cennet.

En pahalı ayakkabısıyla en ucuz paltosunu aynı yerden alıpta muazzam bir şıklık içerisinde olmayı kim istemez ki? Kabul edelim kendisini seven herkes ister. Eğer Türkiye’ye döndüğünüzde ‘Ayakkabılarımı Milano’dan aldım canım’ veya ‘Milano’da alışverişin verdiği keyif hiçbir yerde yok’ gibi cümleler kurmak istiyorsanız muhakkak alışverişe zaman ayırın.

‘Galleria Vittoria Emanuele II’

Birbirinden pahalı aynı zamanda lüks mağazaların olduğu Galleria Vittoria Emanuele II’yu muhakkak gezin. Moda için öyle önemli bir alışveriş merkezi ki Prada’nın tarihte açılan ilk mağazası burada açılmış. Tam ortasındaki dört koridorunun birleştiği noktada da fotoğrafınız olsun. Çünkü orada fotoğrafı olmayan, Milano’ya gitmiş sayılmaz.

 Şimdi alışveriş yapacağınız yerlerle ilgili harika bir öneride bulunmak istiyorum. Corso Buenos Aires, Via Monte Napoleone, Galleria Vittorio Emanuele II ve birçok caddede alışveriş yapabilirsiniz.

Galleria Vittoria Emanuele II’de alışverişinizi yapmışken aynı meydanda bulunan Milano’nun en önemli turistik aktivitesi ihtişamlı katedral Duomo di Milano’yu görmek insana kocaman bir vay dedirttiriyor.

                                                                   Spritz..

Milano’daki en önemli aktivitelerden biride Aperitivo, yani akşamüstü içkinin yanında atıştırılma sunulması. Saat 17:00’dan sonra insanların ellerinde birer turuncu içecek, Spirtz. Mekana gidip Spirtz ısmarladığınızda açık büfede bulunan çeşitliliği oldukça fazla yiyeceklerden kocaman bir tabak hazırlayabiliyorsunuz. Daha da güzeli sınır yok.

                               Ristorante Pizzeria Dogana’da akşam yemeği

Gelelim Milano’nun en eğlenceli kısmına. Benim için Milano’da günün keyifli geçmesine sebep olacak yer Brera! Parke taşları, akşamüstü 17:00 itibariyle hareketlenmeye başlaması, yanyana muazzam şekilde sıralanmış olan İtalyan restoranları, kafe, pub ve barlarıyla Milano’nun en güzel bölgesi diyebilirim. Çiçekli dondurmalarıyla ünlü Amorino’ya uğramanızı tavsiye ediyorum, çünkü snaplere renk gelmeli. Birde yemekten sonra dünyanın en leziz şaraplarını tadayım, birde ortam keyifli olsun diyorsanız ‘N’ombraDe Vin’. Sonbahar rüzgarlarına ragmen bahçesinde oturup insanların sevecen tavırlarıyla pozitif enerjilerine ortak olmayı ve sokak satıcılarından güller almayı ihmal etmiyoruz.

 

N’ombraDe Vin /Brera

Aşkın ve lüksün şehri PARİS

Sanki aşk için şehir tasarlamak istemişler, bir de yanına hafif rüzgar biraz yağmur birazda soğuk eklemişler ortayada böylesine muazzam bir şehir çıkmış. Paris’in benim için yeri çok farklı. Sevdiğim birçok şeyi içerisinde bulunduran herkese soğuk ama nedense bana çok sıcak gelen bir şehir.

                                     ‘Güzel olan herşeyi avucunuza alın’

Öncelikle uyarmadan edemeyeceğim yanınıza kalın birşeyler almadan şehir gezisine çıkmayın! Aksi takdirde hasta olabilirsiniz ve vaktinizin çoğu iyileşmeye çalışmakla geçebilir. Paris’e ne zaman gidilir sorularını duyar gibiyim. Bu konuyla ilgili şunu söyleyebilirim ki bunun zamanı yok. Çünkü kimi zaman Şubat ayı günlük güneşlik geçiyor, kimi zamansa Haziran ayı bile feci yağmurlu ve yaz koşullarında oldukça soğuk olabiliyor. Birdenbire aşırı sıcak yapıyor; hemen ardından birden bire yine yağmurlar başlayabiliyor. Temmuz ayında yani yaz ortasında öyle bir rüzgar eser ki üşüyebilirsiniz. Bana göre Paris’te iki mevsim var: Sonbahar ve Kış

Dünyanın en çok ziyaret edilen aşk şehirlerinden olan Paris’te bulunan birçok ünlü yapı UNESCO Dünya Mirası Listesi’nde yerini almıştır. Öncelikle en az 6-7 günlük bir seyahat planlamanızı öneririm ki doyasıya gezebilin. Sonuçta bolca ünlü yapıların bulunduğu bir şehirdesiniz. Acele etmeden keyifle çevreyi dolaşmak isterseniz, şehrin romantik havasını sonuna kadar tenefüs edeyim derseniz başlangıç olarak Sen Nehri(Seine) mükemmel bir adres olur. 

Eyfel Kulesi’nin asansöründen..

Sonrasında ise nehrin kenarında bulunan dünyanın en meşhur ikonlarından biri olan Eyfel Kulesi (Eiffel Tower)’ne çıkıp Paris’e tepeden bakmayı ihmal etmiyoruz tabiki. Paris’in halkının sıkça çimlerinde oturup şaraplarını yudumladıkları, halka açık yeşil alanı olan Champ de Mars üzerine inşa edilmiş olan bu görkemli yapı, tamamen demirden yapılmış. Kulenin ziyaretçileri üç farklı asansörle kuzey, batı ve doğu kanatlarından ilk iki platforma ulaşıyor. Kulenin ilk katında Gustave Eiffel ve 1889’deki sergiden görüntülerin izlenebileceği bir kısa film gösteriliyor. Ayrıca Eyfel Kulesinin tarihinin anlatıldığı bir sergi bulunuyor. İlk ve ikinci katlarda lokanta ve kafeler mevcut, muhakkak vakit geçirmenizi en azından bir kahve içmenizi öneririm. Üçüncü kattaki en üst platforma ulaşmak isteyen bir ziyaretçi, ikinci katta aktarma yapıp ve başka bir asansöre geçiyor. 3. katta Gustave Eiffel’in nefes kesici Paris manzarasına sahip özel dairesi bulunuyor.

Louvre Müzesi

Sonrasında iyi bir programla bahçesinde 21 metre yüksekliğinde cam piramit görünüme sahip anıt bulunan Louvre Müzesi’ni ziyaret edebilirsiniz. Dünya’nın en büyük müzelerinden biri olan Louvre Paris’te görülmesi gereken en önemli yerleden biridir.

Gastronominin başkenti olarak kabul edilen Paris uluslararası bir üne sahiptir. Fransız mutfağı dünyanın en önemli mutfakları arasında yer alıyor. Eğer dünya mutfaklarına açık biriyseniz Başta Paris yemekleri olmak üzere Fransız yemekleri gezi boyunca size keyifli anlar yaşatacaktır. Restoran tabiri aslında Fransızca “restaur” yani restore etmek kelimesinden gelmekte olup bu kelimenin 1765 yılına dayandığına inanılır. Fransızlar yemeği severler. Dışarıda yemek yemek, Paris’teki en büyük keyiflerden biridir.

Yemek yemeden önce karar vermeniz gereken önemli bir nokta var. Tadımlık yemekler mi istiyorsunuz, doyurucu lezzetler mi? Paris’te her mekanda farklı bir tarz, farklı bir atmosfer var dolayısıyla hem yerel hemde dünya mutfağından lezzetleri tatma şansınız vardır. Bistrolar eğlenceli vakit geçirebileceğiniz, tadımlık yemeklerin olduğu küçük mekanlar. Birahaneler ise şarap ve biraları doyurucu yemeklerle servis eder. Seçim size kalmış. Fakat çok önemli bir notu sizinle paylaşmak isterim ki, Parisli restoranlar en lezzetli yemeklerin temsilcileridir. Peynir, şarap ikilisinin en lezzetli ve en kalitelilerini kullanırlar.

Ladurée Paris Champs Elysées

*Minik bir not: Rivayete göre “bistro” sözcüğü, Napolyon Savaşları’nın 1815’te sona ermesinin ardından Paris’te bulunan sabırsız Rus Kazak subaylarının garsonlara kendi dilinde “bystro” yani “çabuk!” diye seslenmeleri üzerine çıkmıştır.

Paris’in yemekleri, havası, kokusu, dokusu ne kadar güzelse gece hayatıda bir o kadar güzeldir. Gecesi de en az gündüzü kadar güzel olan Montmarte veya Marais sokaklarında sabaha kadar keyifli yürüyüşler yapıp mükemmel şehir manzarasını izleyebilirsiniz. Eğer diyorsanız ki Paris’e geldim, şık giyinip ünlü mekanlara gitmek istiyorum. O zaman Paris’te alışveriş deyince ilk akla gelen ünlü tasarımcılar Louis Vuitton ve Christian Dior’dan aldığınız şık parçaları kombin yapıp şehrin ünlü kabaresi Moulin Rouge yada en büyük kabaresi olan Le Lido’ya rezervasyon yapıp gidebilirsiniz.

 

Sonbahar- Kış aylarına denk gelen festivallere uğramayı unutmuyoruz! 

D’Automne a Paris performans Sanatları Festivali (Eylül)

Bellyfusions Dans Festivali (Ocak)

 

duygugeziyor

duygugeziyor

Merhaba,

İstanbul’da yani dünyanın en keyifli ve eğlenceli şehirlerinden birinde doğdum. Başkent Üniversitesi İletişim Fakültesi’den mezun olduktan sektörel bir dergide Yazı İşleri Müdürü olarak çalışma hayatına başladım. Yoğun çalışma temposundan yakalayabildiğim her fırsatı keşiflerle değerlendirdim. Önceki yıllarda tamamen eğlence olarak gördüğüm seyahat tutkum bende farklı pencereler açmaya başladığında anladım ki keşiflerimi çoğaltmam, gözlemlerde daha dikkatli olmam ve tüm tecrübelerimi yazıya dökmem gerek. Çalışmanın, üretken olmanın ve iş geliştirmenin verdiği büyük bir heyecan benimkisi. Şimdi @duygugeziyorr kullanıcı adıyla instagramda beni seven ve keyif alan dostlarımla birlikte geziyoruz. Daha da önemlisi görülmeyenleri görüp, bilinmeyenleri bilmeye gayret ediyoruz. Keyfimiz yerinde, umarım çoğalarak yolumuza devam ederiz.

Teşekkürler..
@duygugeziyorr

Sonbahar-Kış aylarındaki en doğru rotalar!” için 3 yorum

  • 28 Eylül 2017 tarihinde, saat 19:07
    Permalink

    Keyifli bir yazı olmuş, kaleminize sağlık..

    Yanıtla
  • 3 Kasım 2017 tarihinde, saat 13:59
    Permalink

    Seyahat etmek müthiş bir duygu, ben de imkan ve olanaklar doğrultusunda gezip görmeye çalışıyorum. Çok sevdim yazınızı💐

    Yanıtla
    • 15 Aralık 2017 tarihinde, saat 13:29
      Permalink

      çok teşekkür ederim. Bende imkanlar doğrultusunda önce geziyorum sonra yazıyorum. 🙂

      Yanıtla

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir