#5 Seyahat Sohbetleri Sevil Dilara Günaldı

Diyetisyen Dilara ile güzel bir sohbet yaptık. Gezerken nasıl formda kalabiliriz. Basit besinlerle sağlımızı nasıl koruyabiliriz. Tüm sorularınızın cevapları aşağıda 🙂

-Selamlar gezginimiz,

+Röportajımıza başlamadan önce kendinden biraz bahseder misin?

Merhaba ben Sevil Dilara Günaldı. 23 yaşında Başkent Üniversitesi mezunu bir diyetisyenim. Artvinli bir ailenin tek çocuğu olarak Ankara’da doğdum büyüdüm okudum ve hala burada yaşıyorum. Gezmeyi, yeni yerler görmeyi, fotoğraf çekmeyi ve özellikle de çekilmeyi çok seviyorum. Hiç durağan bir hayatım olmadı. Valizim hep bir yere gitmek için hazır durumda diyebilirim:)

+Öncelikle mesleğinle alakalı birkaç soru ile başlamak istiyorum 🙂Kendini yollara adamış gezginlerimizin formlarını; hiç olmadı 🙂 sağlıklarını korumaları için önereceğin, yapılması gerekenler ve senin de uyguladığın formüllerden biraz bahseder misin?

Ben sosyal medyayı fazlasıyla aktif kullanan biriyim. Gezdiğim gördüğüm yerler dışında yediğimi içtiğimi de aynı şekilde paylaşıyorum. Özellikle bu konuda takipçilerimden fazlasıyla mesaj alıyorum, bazıları tatlı sitemlerde bulunuyor bazıları bende yiyebilir miyim diye soruyor. Tatilin verdiği rahatlama, yeni lezzetleri tatma arzusu derken ne yazık ki seyahat süresince ipin ucu birazcık kaçabiliyor. Ama ben katı bir diyetisyen değilim, o kadar gitmişken yemeden dönmek tabi ki olmaz:) Seyahat süresince dikkat edilmesi gereken konu porsiyon kontrolü yapabilmek. Onun dışında öğün atlayıp vücudumuzu uzun süre aç bırakmamak, yollarda olsak bile sağlıklı seçimler yapmaya özen göstermek ve en önemlisi günlük en az 2-2.5 litre su tüketmeyi ihmal etmemek gerekiyor.

+Örnek olması adına, bir günlük de beslenme programı hazırlayabilir misin?
Üzgünüm ama her zaman dediğim gibi beslenme programları kişiye özeldir. En sağlıklısı tamamen sizin ihtiyaçlarınıza uygun olarak sizin için planlanmış bir beslenme örüntüsüdür.

+ Peki, sizin seyahat hayatınıza gelecek olursak; seyahat etmeye nasıl başladın? Seyahat etmeye başladıktan sonra, hayatına olumlu ya da olumsuz etkileri oldu mu? Varsa bizimle paylaşabilir misin?
Seyahat etmeye olan düşkünlüğümün ailemden kaynaklı olduğunu düşünüyorum. Henüz 40 günlük hem de kışın en soğuk zamanında doğmuş bir bebeği alıp gezmeye başlayan bir ailem var:) Kendimi bildim bileli arabanın arka koltuğundan kafamı uzatıp ‘geldik miii, ne kadar kaldııı’ sorularıyla ebeveynlerimi boğduğum doğrudur. Böylelikle çocukluğum boyunca Türkiye’nin çeşitli yerlerini ailemle gezme fırsatı buldum.

Liseye başlayacağım sene Ege’yi gezdiğimiz bir yaz tatilinden dönerken bir yazlık aldık. Tatile çıkarken aklımızda asla böyle bir fikir yoktu, her şey fazla spontane gelişti. O zamanlar olayı pek idrak edememiştim ama yıllar geçtikçe gördüm ki o yazlık benim en güzel anlarımı yaşamama sebep oldu. Benim gibi denize güneşe ve yaz mevsimine aşık bir insanın 3 ay boyunca sahillerde olması muhteşem bir duygu. Balıkesir Körfezinden Çanakkale’ye kadar olan her yer çok özel benim için.

Yurt içi ve yurt dışı gezdiğim her yerde çok güzel anılarım var. Seyahat ettiğim yerlerden bahsedecek olursam; ilk yurt dışına çıkışım 14 yaşımdayken oldu. Kalabalık bir aile grubuyla Almanya’ya gittik. O zamana kadar ki en büyük özgürlüğümü yaşadığım 10 gündü diyebilirim. Kuzenimle, ev adresinin yazılı olduğu bir kağıt ve acil durumda kullanmamız için verilmiş bir telefonla kendimizi sokaklara attık. Bir şehir hiç bilinmeden ve o yaştayken ancak bu kadar iyi gezilebilirdi.

Üniversitede hazırlık okuduğum yıl, bir akşam yemeğinde ‘ben bu yaz İngiltere’de dil eğitimi almak istiyorum’ dedim. Annem aile yanında kalmamam şartıyla kabul etti, babam her zaman olduğu gibi bu kararıma da karşı gelmedi. Yurt dışı eğitim fuarlarını gezmek, çeşitli dil okullarıyla görüşmek derken kararımızı verdik ve Oxford’daki bir dil okuluna kaydımı yaptırdık. Ve hayatımın en güzel serüveni, 2012 yılının Temmuz ayında Heathrow havaalanında elinde ismimin yazılı olduğu kağıdı tutan birinin beni karşılayıp okula yerleştirmesiyle başladı. Tek başıma gitme fikrimin çevremdeki herkesi ürküttüğünün farkındaydım ama bir o kadar da başarabileceğim konusunda şüpheleri olmadığını biliyordum. 2 ay boyunca İngiltere’nin çeşitli yerlerini gezdim, farklı lezzetleri tadıp farklı kültürleri öğrendim, harika dostluklar edindim ve en önemlisi hiç eğlenmediğim kadar eğlendim. Anlatılmaz yaşanır dedikleri tam olarak böyle bir şey olmalı. En büyük iyikilerimdensin Oxford.

2 yıl sonrasında ise hiç planlarım arasında olmamasına rağmen bir anda kuzenime takılıp tekrar Almanya’ya gittim, oradan da Amsterdam’a da geçtik. Yabancı olmadığımız bir yer olduğu için bu sefer daha bilinçli gezdik tabi:)

Yurt içinde ise Karadeniz’i gezmekten çok keyif alıyorum. Her bir köşesi ayrı cennet. Geçen yaz sahilden başlayıp Batum’a kadar gittim. Batum benim hafızamda mimarisi ve Botanik Bahçesiyle kaldı mesela. Kendi memleketim olan Artvin’in ise doğası, gölleri, kanyonları hepsi birbirinden güzel hepsi görülmeye değer.

Onun dışında yazlarımı Altınoluk ve çevresinde geçiriyorum. Bozcaada benim gitmekten en keyif aldığım, her gidişimde ilk defa gidiyormuşum gibi keyifle gezdiğim yer. Onun dışında Gökçeada, Assos, Ayvalık ve komşumuz olan Midilli Adası hepsi birbirinden güzel yerler. Ki bir de Zeytinli Rock Festivali var herkese tüm kalbimle tavsiye edeceğim bir organizasyon. Zeytinli’ye geldikten sonra diğer hiçbir konserden zevk alamayacaksınız:)

Seyahat etmek kendimi tanımamı sağlıyor, ‘ben şunu yemem, ben oraya gelmem’ önyargılarımın ne kadar yanlış olduğunu görmemi sağlıyor. İyi ki böyle bitmek bilmeyen bir enerjiye sahibim.


+Seyahat tercihlerin daha çok yurt içi mi yurt dışı mı, nedeniyle birlikte bizimle paylaşır mısın?

İkisinin de benim için farklı güzellikleri var. Yurt dışında farklı kültürler, düşünceler ve lezzetler var. Yurt içi ise kendine hayran bırakan doğasıyla her bir köşesi görülmeye değer. Ki bence seyahat süresince önemli olan zevk alabilmek ve eğlenmeyi bilmek. Bana gezmek olsun, ben her rotaya uyarım:)

+Seyahatin mesleğine olan olumlu ya da olumsuz etkilerinden biraz bahsedebilir misin?
Bilindiği üzere besinlere dayalı onlarla iç içe bir mesleğe sahibim. Ve her yörenin her kültürün ayrı bir damak zevki, bölgesine göre de yetişen farklı besinleri var. Gittiğim yerlerde bunları görme, tatma ve öğrenme şansı buluyorum. Ama çok gezdiğim ve sürekli yemek fotoğrafları paylaştığım için bazen takipçilerimden sitem dolu mesajlar aldığım da bir gerçek:)

+Seyahat etmek isteyen ancak türlü türlü bahaneler bularak cesaret edemeyenlere söylemek istediğin bir şey var mı?
Asla ben yapamam ben gidemem veya maddi gücüm yetmez gibi olumsuz şeyleri düşünerek hayallerinizden vazgeçmeyin. Yola çıkın gerisi bir şekilde geliyor ve seyahat etme arzusu bağımlılık yapıyor. ‘Yeni yerler görmek insanın ufkunu açıyor’. Bu düşünceye tüm kalbimle inanıyorum. Yeni yerler keşfetmek, yeni insanlar tanımak beni hayatta en mutlu eden şeylerin başında geliyor. Gidilen her yer ve hayatımıza giren herkes bize yeni şeyler katıyor. Gezin görün eğlenin ve anı biriktirin.

+Son olarak @Gezgelsen için söylemek istediğin bir şeyler vardır diye düşündük 🙂

Fotoğrafları gördükçe aklımızda yeni rotalar yeni planlar oluşuyor. İnsanların mutlu olduklarını hayattan keyif aldıklarını görmek harika bir duygu. Bu güzel röportaj içinde ayrıca çok teşekkür ederim. İyi ki varsınız, emeğinize sağlık.

Sosyal medya hesapların : dyt_dilaragunaldi


Dilersen ofis adresin ve iletişim bilgilerin : DUETTO CLINIC
– 0312 220 01 20 – Kızılırmak Mah. Muhsin Yazıcıoğlu Cad. Gözde Sit. No: 3/25 Kat: 8 Çukurambar, Çankaya – Ankara

 

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir